eski
bir akşamın hüzünlü kalbinden yazıyorum. gözyaşları doldurdu boşluğumu, başkası değil. hikayen sadece bana yaşamı öğretmekti başkası değil..
bir akşamın hüzünlü kalbinden yazıyorum. gözyaşları doldurdu boşluğumu, başkası değil. hikayen sadece bana yaşamı öğretmekti başkası değil..
bir akşamın kalbinden yazıyorum yorgun ve hissiz,
sadece özlemek istediği.
istediğim sevmek, sevilmek sadece.
ama çok şey istiyorum ya peki
o yüzden uzaklaşıyorum gittkçe,
kimse sevemez seni,
olmadı bitti desem bitmez
söyleyecek çok sözüm var.
kafam ayık, ama yorgunum.
kafamı açmaya yeter yaşadıklarım,
ben hayatta nerede olacağımı bilemedim belki de.
sadece ama sadece bu kadar sevdğim adamı beklentisizce sadece beni ben olduğum için sevmesini isterdim.
klavyelere basarken görmüyorum tuşalrı
içim boş,
içim özlem dolu..
topladım kırıklarımı,
baktım kendime, şunları sepete, bunları kafama koydum,
kızdım kendi kendime.
acılarımı yuttum, öldümi dirildim gittikçe daha da sustum.
hayallerimi düşündükçe daha da pustum.
yoktu çaresi, hilesi.
yanlışı herkes yapardı bende yaptım, artık mükemmel değilim ve mutluyum, ama yapmamalıydım, bir güzel küfrettim kendime sövdüm iyice mutluyum.
evet yaptım sevgilim, yanlış yaptım sana, kumdan kalelerdi hayallerim hepsini deniz yıktı geçti, bende bıraktım kumları kendimle geldim sadece sana, gerçekleri sunmak için sadece ve sadece gerçekleri.
gidiyorum ben kimsesizliğime, sensizliğime, düşsüzlüğüme doğru.
kim durdurabilir?
durdurmasın, karışmasın kimseler bana yokum bugün, sadece bugün ölsem sonra yeniden başlasam ya!
her gün ölüp ölüp dirilmek varken, bir kere ölsek, ama olmadı işte, yapamadım, yapamadık.
topladım her bir şeyi tek tek kendimce, yalnızlığımı bir köşede bıraktım ve başlıyorum tek tek dertlerime.
olma hiçbirinde, varolma.
bitsin gitsin artık ne varsa yüreğimde, madem kendi kendineydi insan bu yolculukta ve sadece kendi aşabilirdi yolları, aşalım öyleyse kimseye kalmadan yüreğimiz, mertçe belki de.
susup öylece bir köşe başında dinlensem diyorum ama bu tutsaklıkta zor. gerçekleşecek olan elbet olurdu ve sadece, sadece “ben” olacak.
“biz” sıfatları hep yalanda.
söylemek istediklerimi yazıp çekip gitmek istiyorum buralardan amma velakin ne çare.
ne gelicekse senden, sadece insanlıktan.
düşünmek için akşam olmasını bekleriz. sadece kendimizle kalmayı bekleriz aslında.
geç bir akşamın kalbinden yazıyorum bu satırları.
yanlışı hepimiz yapardık, insandık çünkü. orhan abimiz bile demiş “hatasız kul olmaz, hatamla sev beni.” diye. orhan abi’yi de saygıyla andıktan sonra işin yazma ve düşünme kısmına geçelim.
hayat doğrular ve yanlışlar üzerine kurulu. dünya öyle bir haldeki ayırt edemiyoruz bu yaman çelişkiyi.
biz desek kendimizle uğraşıp duran onu bunu beğenmez tam bir popüler kültürü çocukları haline geldik.
üzgünüm ama sevmek oldu bir yalan.
“bazen bir piyano sesine kapılıp gidiyorum, bazen mavi bir göze, bazense sadece sözlere.. bir garip lahzaya kapılıyorum sorma azizim.
bir yağmur alsın beni, götürsün uzaklara ne piyano sesi ne sözler ne de mavi göz kandırmasın yüreciğimi…
gidiyorum uzaklara şimdi, sizden alıp çehremi.
bir akşamın kalbinden sıyrılıp, sadece gidiyorum.
ve sen beni anlamıyordun,
ben kendimi anlatamıyor muydum?
aslında bir
“seni seviyorum” sözüne bakardı anlatmak
artık gizleyemiyorum cümlelerimi, ceplerim doldu
taşıyor,
söyleniyor,
söylüyorum
bir bir
tüm tümceleri.
